AGED Başkanı Mahmut Ciğer, TRT Radyo 1’de yayımlanan Üreten Türkiye programına katılarak Türkiye kağıt geri dönüşüm sektörünün mevcut durumu, üretim kapasitesi, ihracat performansı ve sektörün karşılaştığı temel sorunlara ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.

Kağıdı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ifadesiyle bir “medeniyet hamuru” olarak tanımlayan Mahmut Ciğer, kağıt sanayinin yalnızca üzerine bilgi yazılan bir yüzey olmadığını; hijyenden tekstile, perakendeden eğitime kadar pek çok sektörü ayakta tutan stratejik bir taşıyıcı kolon görevi gördüğünü vurguladı.
Türkiye’de kağıt geri kazanım oranının yaklaşık %70 seviyesinde olduğunu belirten Ciğer, hacimli kartonda bu oranın %80’in üzerine çıktığını söyledi. Ülke içinde toplanan geri dönüştürülebilir kağıt miktarının 3,5 milyon tonu aştığını ifade eden Ciğer, Türk kağıt sektörünün mevcut üretim kapasitesinin 7,5 milyon tonun üzerinde olduğunu, gelecek yıl itibarıyla bu kapasitenin 8 milyon tonu geçeceğini kaydetti. Ancak Ciğer’e göre en temel sorun, kapasite ile hammadde arasındaki dengesizlik: “Toplanan tüm geri dönüşümlük kağıtları alıyoruz ancak üretim için bu miktar yeterli gelmiyor. Ülke içerisindeki tüm geri dönüşümlük kağıtlar toplansa bile 8 milyon tonluk üretim kapasitesi için yetersiz kalıyor. Bu nedenle sektör, ihtiyaç duyduğu geri dönüşümlük kağıdın önemli bir bölümünü ithalat yoluyla karşılamak zorunda kalıyor.”
%50 ithalat kotası sektörü zorluyor
Mevcut yasal düzenlemelerle getirilen %50 hammadde ithalat kotasının sektörde ciddi bir darboğaz oluşturduğunu dile getiren Ciğer, “Yurt içindeki atıkların tamamı %100 toplansa dahi kapasite dolmuyor” dedi. Ciğer, yerli atıkların “milli kaynak” niteliğinde olduğunu belirterek, hem yerel toplama sistemlerinin güçlendirilmesi hem de ithalat kotasının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
“Çöp ithal etmiyoruz”
Türkiye’nin geri dönüşümlük kağıt ithalatında en önemli tedarikçi ülkeler arasında İngiltere ve Irak’ın yer aldığını belirten Ciğer, ithal edilen ürünlerin “çöp” olmadığını özellikle vurguladı: “Bunlar tamamen bakanlık denetimine tabi ham maddelerdir. Biz çöp ithal etmiyoruz. Bu kağıtları fabrikalarımızda işleyip mamul hale getiriyoruz ve hem yurt içine hem yurt dışına satıyoruz.”
Türkiye’nin 2025 yılı itibarıyla yaklaşık 1,9 milyon ton ihracat gerçekleştirdiğini ve 2,7 milyar dolar döviz geliri elde ettiğini belirten Ciğer, buna karşılık yaklaşık 2,5 milyon tonluk ithalat ve 2,8 milyar dolarlık bir ithalat hacmi bulunduğunu kaydetti. Özellikle ambalaj grubunda Türkiye’nin artık “ithalatçı” kimliğini geride bırakarak küresel pazarda güçlü bir ihracatçı konumuna yükseldiğini ifade etti.

İhracatçı sektörlerin tamamı ambalaja bağımlı
E-ticaret, gıda, beyaz eşya, otomotiv ve tekstil gibi ihracatçı sektörlerin tamamının kağıt-karton ambalaja bağımlı olduğuna dikkat çeken Ciğer, ambalaj kağıdında yaşanabilecek bir kesintinin doğrudan ihracat performansını etkileyebileceğini söyledi. Bu nedenle geri dönüştürülmüş kağıdın yalnızca çevresel değil; sanayi politikası, dış ticaret ve arz güvenliği açısından da stratejik bir hammadde olduğunu belirtti.
Yılda 130 milyon ağacın kesilmesi önleniyor
Kağıt geri dönüşümünün çevresel katkılarına da değinen Ciğer, sektörün en gurur duyduğu alanın sürdürülebilirlik olduğunu söyledi. 1 ton kağıt üretimiyle 17 ağacın kesilmesinin önüne geçildiğini belirten Ciğer, Türkiye’de faaliyet gösteren yaklaşık 25 kağıt fabrikasının yılda 130 milyon ağacın kesilmesini engellediğini ifade etti. Bunun yanı sıra yılda 2 milyon tondan fazla karbon salımının da önüne geçildiğini kaydetti.
AB Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) sürecinde geri dönüştürülmüş lif kullanımının stratejik avantaj sağladığını vurgulayan Ciğer, geri dönüştürülmüş kağıt üretiminin birincil selüloza kıyasla daha az enerji ve su tükettiğini, daha düşük karbon ayak izine sahip olduğunu söyledi. Türkiye’nin AB ile ticaretini sürdürebilmesi için güçlü bir yerli geri dönüşüm altyapısı, kaliteli atık kağıt arzı ve izlenebilir bir toplama sistemi gerektiğini ifade etti.

GEKAP gelirleri geri dönüşüme yönlendirilmeli
Sektörün en önemli taleplerinden birinin de Geri Kazanım Katılım Payı (GEKAP) gelirlerinin doğrudan geri dönüşüm altyapısına aktarılması olduğunu belirten Ciğer, bu kaynakların ayrıştırma tesislerinin modernizasyonu, yerel yönetimlerin kapasite artışı ve teknolojik yatırımlar için kullanılmasının hayati önemde olduğunu dile getirdi.
GEKAP gelirlerinin şeffaf ve doğrudan sektöre yönlendirilmesinin, Türkiye’nin döngüsel ekonomi hedeflerine ve Sıfır Atık Projesi’ne önemli katkı sağlayacağını ifade etti.
Türkiye’nin dünya ölçeğinde Çin, ABD, Japonya ve Almanya gibi dev üreticilerle kıyaslandığında orta ölçekli bir üretici konumunda olduğunu belirten Ciğer, 2030 yılında üretim kapasitesinin 10 milyon tonu aşmasının beklendiğini söyledi. Eren Holding ve Kipaş Holding gibi büyük yatırımların sektörün büyüme potansiyelini gösterdiğini ifade eden Ciğer, Türkiye’nin bölgesel bir güç olma potansiyeline sahip olduğunu sözlerine ekledi.
